Bu yazıda
Kısa cevap
Bazen evet, bazen hayır. Belli bir olaya bağlı kaygı (bir sınav, bir taşınma, bir ayrılık) çoğu zaman o dönem geçince azalır. Ama aylar boyunca süren, konudan konuya atlayan, hayatını daraltmaya başlamış bir kaygı genellikle kendiliğinden kaybolmaz; tersine, onu sürdüren alışkanlıklar yerleştikçe kökleşebilir. İyi haber şu: Kaygıyı sürdüren döngü öğrenilebilir ve değiştirilebilir.
Kaygı aslında ne işe yarar?
Kaygı bir arıza değil, bir alarm sistemidir. Kring ve Johnson (2015, Bl. 6, s. 173) kaygıyı beklenen bir tehditle ilgili endişe ve orta düzeyde bedensel uyarılma olarak tanımlar; korku ise şu anki bir tehlikeye verilen daha yoğun tepkidir. Sınavdan önce biraz kaygılanmak çalışmana, karanlık bir sokakta tetikte olmak güvende kalmana yardım eder.
Sorun alarmın kendisi değil, ayarıdır: Tehlike yokken çalması, çok yüksek sesle çalması ya da hiç susmaması.
Sorun alarmın kendisi değil, ayarıdır.
Ne zaman kendiliğinden azalır?
Şu durumlarda kaygının zamanla hafiflemesi beklenir:
- Belli bir olaya bağlıysa ve o olay geride kaldıysa,
- Kaygıya rağmen hayatına devam edebiliyorsan (işe, okula gidiyor, insanlarla görüşüyorsan),
- Uyku, iştah ve enerjinde belirgin bir bozulma yoksa,
- Zorlandığında konuşabileceğin, destek alabileceğin insanlar varsa.
Bu durumlarda dinlenmek, düzenli uyumak, hareket etmek ve bedeni yavaşlatan küçük alışkanlıklar (örneğin yavaş nefes) çoğu zaman yeterli olur.
Ne zaman kökleşmeye başlar?
Kaygı kendi kendini besleyen bir döngüye girdiğinde. Kitapta yaygın kaygı için anlatılan tablo bunun iyi bir örneğidir: Günün büyük bölümünde birçok konu hakkında endişe, endişeyi kontrol etmekte güçlük ve bunun aylarca sürmesi (s. 179). Kring ve Johnson, bu tür kaygının kronikleşme eğiliminde olduğunu ve bir çalışmada kişilerin yaklaşık yarısının beş yıl sonra hâlâ belirtiler bildirdiğini aktarır (s. 179).
Şu işaretler, beklemenin yetmeyebileceğini düşündürür:
- Kaygı haftalardır, hatta aylardır neredeyse her gün,
- Bir endişe bitince yenisi başlıyor,
- Bazı yerlerden, insanlardan ya da işlerden kaçınmaya başladın,
- Uyku, odaklanma ya da iş/okul performansı etkileniyor,
- Çarpıntı, mide sorunları, kas gerginliği gibi bedensel belirtiler sık,
- Kaygıyla baş etmek için alkol, madde ya da başka riskli yollara yöneliyorsun.
Kaygıyı ne sürdürür?
BDT açısından kaygıyı en çok sürdüren üç şey var:
1. Kaçınma. Korkulan şeyden uzak durmak anlık bir rahatlama sağlar. Bu rahatlama kaçınmayı ödüllendirir ve bir dahaki sefere tekrar kaçınma olasılığını artırır. Kitapta korkuların neden kendiliğinden sönmediğini açıklayan iki aşamalı modelin ikinci adımı tam olarak budur (Kring ve Johnson, 2015, s. 182-183). Kaçındığın için "aslında başa çıkabildiğini" öğrenme fırsatı hiç doğmaz.
2. Güvenlik davranışları. Kaçınamadığın durumlarda küçük "sigortalar" kullanırsın: hep yanında birini götürmek, telefonu elinden bırakmamak, sürekli kontrol etmek, internetten belirti aramak. Bunlar da aynı öğrenmeyi engeller.
3. Endişenin kendisi. Endişe, çözüm üretiyormuş gibi hissettirir. Oysa çoğu zaman aynı soruların etrafında dönmektir. Bazı araştırmacılar endişenin, daha yoğun duygulardan ve zihinde canlanan korkutucu imgelerden kısa süreliğine uzaklaştırdığı için sürdüğünü öne sürer (Kring ve Johnson, 2015, Bl. 6). Kısa vadede işe yarıyor gibi görünür, uzun vadede kaygıyı büyütür.
Destek almak neyi değiştirir?
Kaygı için bilişsel davranışçı yaklaşımların etkisi çok sayıda araştırmada incelenmiştir. Plasebo koşullarıyla karşılaştırılan çalışmaları bir araya getiren bir meta-analiz, BDT'nin kaygı bozukluklarında orta düzeyde bir etki gösterdiğini bildirir (Carpenter ve ark., 2018). Bu, herkes için aynı sonuç anlamına gelmez; ama kaygının "kader" olmadığını gösterir.
Görüşmelerde genellikle şunları birlikte çalışırız:
- Döngüyü haritalamak: Senin kaygın neyle tetikleniyor, neyle sürüyor?
- Kaçınılan şeylere adım adım yaklaşmak: Küçükten büyüğe, senin hızında. Güncel yaklaşım, bunun kaygıyı "silmediğini", yanına yeni ve daha güçlü bir öğrenme eklediğini vurgular (Craske ve ark., 2014).
- Endişeyle ilişkini değiştirmek: Endişeyi bastırmaya çalışmak yerine onu fark etmek, sınamak ve gerektiğinde ertelemek.
- Bedeni sakinleştiren beceriler: Kaygıyı yok etmek için değil, onunla birlikteyken de hareket edebilmek için.
Ayrıntılı bilgi için kaygı üzerine çalışma alanım sayfasına bakabilirsin.
Bugün yapabileceğin üç küçük şey
- Kaygını bir hafta not et: Ne zaman başladı, ne düşündün, ne yaptın? Döngüyü görmek ilk adımdır. Bunun için düşünce kaydı çalışma kâğıdını kullanabilirsin.
- Küçük bir kaçınmayı fark et: Son zamanlarda kaygı yüzünden ertelediğin tek bir şeyi seç ve onun çok küçük bir parçasını yap.
- Endişeye "randevu" ver: Günde 15 dakikalık bir "endişe zamanı" belirle; gün içinde gelen endişeleri not alıp o saate ertele. Uyaran kontrolü adı verilen bu yöntemle ilgili ön çalışmalar umut verici sonuçlar bildiriyor (McGowan ve Behar, 2013).
Bunlar genel önerilerdir. Kaygın yoğunsa ya da hayatını belirgin biçimde kısıtlıyorsa, tek başına uğraşmak yerine destek almak daha doğru olur.
Kaynaklar
- Carpenter, J. K., Andrews, L. A., Witcraft, S. M., Powers, M. B., Smits, J. A. J., & Hofmann, S. G. (2018). Cognitive behavioral therapy for anxiety and related disorders: A meta-analysis of randomized placebo-controlled trials. Depression and Anxiety, 35(6), 502-514. https://doi.org/10.1002/da.22728
- Craske, M. G., Treanor, M., Conway, C. C., Zbozinek, T., & Vervliet, B. (2014). Maximizing exposure therapy: An inhibitory learning approach. Behaviour Research and Therapy, 58, 10-23. https://doi.org/10.1016/j.brat.2014.04.006
- Kring, A. M., & Johnson, S. L. (2015). Anormal psikolojisi (M. Şahin, Çev. Ed.). Nobel. (Bölüm 6, Kaygı bozuklukları; DSM-5 temellidir.)
- McGowan, S. K., & Behar, E. (2013). A preliminary investigation of stimulus control training for worry. Behavior Modification, 37(1), 90-112. https://doi.org/10.1177/0145445512455661
Son güncelleme: 30 Ekim 2026
Not: Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; bireysel değerlendirmenin ya da tanının yerine geçmez. Acil bir durumdaysan 112’yi ara.
