Kadir HaykırPsikolog Tanışma görüşmesi

Ana sayfa / Çalışma alanları / Kaygı

Çalışma alanı

Kaygı ve aşırı endişe: zihnin alarmı susmadığında

Kaygı kötü bir duygu değil, eski bir koruma sistemi. Sorun, alarm tehlike yokken de çalmaya başladığında ve hayatın giderek ona göre daraldığında başlıyor. Burada kaygının nasıl işlediğini ve birlikte neler yapabileceğimizi sade bir dille anlattım.

Kaygı nasıl bir şey?

Akşam yatağa girdiğinde zihin bir kez daha “ya olursa” listesini açıyor: yarınki toplantı, cevapsız kalan bir mesaj, sağlık, para, gelecek. Bir konuyu kapattığında yerine bir başkası geliyor. Omuzların gergin, midende bir düğüm var, uyku bölünüyor, sabah yorgun uyanıyorsun.

Belki kendine “fazla düşünen biriyim” diyorsun. Belki de fark etmeden kaçındığın şeylerin listesi uzadı: telefon açmak, karar vermek, kalabalığa girmek, bir işi “tam hazır olmadan” göndermek. Dışarıdan bakan çoğu kişi bunu fark etmez; sen ise her gün bunun için ciddi bir enerji harcarsın.

Buradaki tarif bir tanı listesi değil, bir yaşantı tarifi. Seni anlatan bir şeyler varsa, adını koymak zorunda değiliz; önemli olan sana neyin yük olduğu.

Bilimsel olarak ne biliyoruz?

Psikopatoloji kitabına göre kaygı, “beklenen” bir tehditle ilgili endişe hâlidir; korku ise “şu anda” yaşanan tehdide verilen tepkidir. Kaygı bozukluklarında bu korku sistemi, tehlike olmadığı hâlde “yanlış ateşlenir” (Kring ve Johnson, 2015, Bl. 6, s. 173). Yaygın kaygı biçiminde ölçüt, en az altı aydır süren, kontrol edilmesi zor ve birçok konuya yayılan endişedir (s. 179). Bu bilgi, kendine tanı koymak için değil; yaşadığının bilinen, anlaşılabilir bir örüntü olduğunu görmen için.

Kaygı sorunları çok yaygındır. Kitap, ABD verilerine dayanarak kaygı bozukluklarında yaşam boyu yaygınlığı yaklaşık %28 olarak verir (s. 173); Bandelow ve Michaelis’in (2015) derlemesi ise büyük nüfus araştırmalarında bu oranın %33,7’ye kadar çıktığını bildirir. Yani bu konuda yalnız değilsin; ama aynı derleme, çoğu kişinin destek almadığını da gösteriyor.

Güncel literatür ne ekliyor?

  • Kitap DSM-5 (2013) temellidir. DSM-5-TR (APA, 2022) bir metin güncellemesidir; kaygı bozukluklarının ölçüt yapısını köklü biçimde değiştirmemiştir.
  • Kitap, maruz bırakma yaklaşımlarının danışanların %70-90’ında yararlı olduğunu aktarır (s. 193-195). Plasebo kontrollü 41 çalışmayı bir araya getiren daha yeni bir meta-analiz, BDT’nin kaygıyla ilgili belirtilerde orta düzeyde bir etki sağladığını gösterdi (Carpenter ve ark., 2018). Yani yöntem işe yarıyor, ama herkes için ve her zaman değil; bu yüzden gidişatı birlikte izliyoruz.

Kaygıyı ne sürdürür?

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) bakışıyla kaygı, kendini besleyen bir döngüdür:

  1. Tetikleyici ve “ya olursa”: Belirsiz bir durum, zihinde bir felaket senaryosu başlatır.
  2. Beden alarma geçer: Gerginlik, çarpıntı, mide sıkışması gelir.
  3. Kaçınma, güvenlik davranışları, güvence arama: İşi ertelersin, defalarca kontrol edersin, “sence sorun olmaz değil mi?” diye sorarsın.
  4. Kısa süreli rahatlama: Alarm susar. Ama zihin şu dersi çıkarır: “Kaçtım, demek ki gerçekten tehlikeliydi.”
  5. Bir sonraki sefer alarm daha kolay çalar.

Kitap bu döngünün birkaç bilinen halkasını anlatır. Kaçınma ve güvenlik davranışları, korkulan sonucun gerçekten olup olmadığının hiç sınanmasına izin vermez; böylece inanç sürer (s. 182-185). Endişenin kendisi de bir tür kaçınmadır: daha rahatsız edici duygu ve imgelerden uzaklaştırdığı için pekişir, ama altta yatan kaygı sönmez (s. 191-192). Belirsizliğe tahammülsüzlük de endişeyi besleyen önemli bir halka olarak görülür (s. 192); Carleton (2016) bilinmeyenden korkmanın kaygı sorunlarında ortak bir temel olabileceğini öne sürer.

Görüşmelerde birlikte ne yaparız?

Hazır bir paket uygulamam. BDT ve Kabul ve Kararlılık Terapisi’nden (ACT) yararlanır, sana uyanları seçeriz. Yaklaşımım sayfasında ikisini ayrıca anlattım.

  • Haritalama: Kaygının sende nasıl çalıştığını, neyin tetikleyip neyin sürdürdüğünü birlikte çıkarırız (Beck, 2011).
  • Düşünceleri sınama: Felaket senaryolarını bastırmadan, gerçekçi biçimde tartarız; gerekirse küçük davranış deneyleriyle “gerçekten ne oluyor?” sorusuna bakarız.
  • Kademeli maruz bırakma: Kaçındığın durumlara küçük ve planlı adımlarla yaklaşırız. Amaç kaygının hemen sönmesini beklemek değil; korkulan sonucun beklediğin gibi olmadığını yeni bir öğrenme olarak yaşamak ve bunu farklı ortamlarda tekrarlamaktır (Craske ve ark., 2014; Kring ve Johnson, 2015, s. 194).
  • Endişeye alan açmak (ACT): “Ya olursa” düşüncesiyle tartışmak yerine onu bir düşünce olarak fark etmeyi, ondan mesafe almayı (defüzyon) ve dikkatini şimdiye getirmeyi deneriz (Hayes ve ark., 2012).
  • Değerler: Kaygıyı yönetmek tek hedef değil; kaygı varken bile önemsediğin şeye doğru küçük adımlar atabilmek asıl hedeftir.

Görüşmeler arasında kısa, uygulanabilir çalışmalar olur. İstersen kaynaklar sayfasındaki alıştırmalarla başlayabilirsin. ACT’nin kaygı sorunlarında da etkili olduğunu gösteren meta-analizler var (A-Tjak ve ark., 2015).

Kaygı bazen belirli bir biçime bürünür. Bedensel belirtilerin ani ve çok şiddetli geldiği durumlar için panik atak, sınav ve değerlendirilme korkusu için sınav kaygısı sayfalarına bakabilirsin.

Ne zaman başka bir destek gerekir?

  • Hekim: Çarpıntı, nefes darlığı gibi bedensel belirtiler yeniyse ya da nedeni belli değilse, önce bir hekime görün. Kaygı bedensel nedenlerle karışabilir.
  • Psikiyatri: Günlük işlevlerin ağır biçimde bozulduysa ya da ilaç desteğini değerlendirmek istiyorsan bir psikiyatriste başvurman iyi olur. İlaç kararları hekime aittir; ilaç ve psikolojik danışmanlık birlikte de yürüyebilir.
  • Acil durum: Kendine zarar verme düşüncelerin varsa ya da yakın bir risk hissediyorsan beklemeden 112’yi ara veya en yakın acil servise git. Online görüşmeler acil durum desteğinin yerine geçmez.

Sık sorulan sorular

Kaygı tamamen yok olur mu?

Hedef kaygıyı sıfırlamak değil; çünkü kaygı normal ve işe yarar bir duygu. Hedef, alarmın sana yön vermesini bırakmasıdır: kaygı varken de yapmak istediklerini yapabilmek ve onunla daha az mücadele etmek.

Kendimi sürekli meşgul tutmak ya da dağıtmak işe yarar mı?

Kısa vadede rahatlatabilir. Ama düşünceden ya da durumdan sürekli kaçmak, alarmın gereksiz çaldığını öğrenmeni engeller. Birlikte, dikkatini dağıtmakla bilinçli olarak yönlendirmek arasındaki farkı çalışırız.

Ne zaman destek almalıyım?

Kaygı uykunu, işini, ilişkilerini ya da kararlarını belirgin biçimde etkilediğinde, kaçındıkların arttığında ya da yorulduğunda. Bir eşik aşmış olman gerekmez; merak ediyorsan tanışma görüşmesinde birlikte bakarız.

Kaygı için online görüşme uygun mu?

Çoğu kişi için uygundur; maruz bırakma planlarını görüntülü görüşmede de birlikte kurabiliriz. Yine de her durum için uygun değildir. İlk görüşmede sana neyin uyacağını açıkça konuşurum.

Kaynaklar

  1. A-Tjak, J. G. L., Davis, M. L., Morina, N., Powers, M. B., Smits, J. A. J., & Emmelkamp, P. M. G. (2015). A meta-analysis of the efficacy of acceptance and commitment therapy for clinically relevant mental and physical health problems. Psychotherapy and Psychosomatics, 84(1), 30–36. https://doi.org/10.1159/000365764
  2. American Psychiatric Association. (2022). Diagnostic and statistical manual of mental disorders (5. baskı, gözden geçirilmiş metin). https://doi.org/10.1176/appi.books.9780890425787
  3. Bandelow, B., & Michaelis, S. (2015). Epidemiology of anxiety disorders in the 21st century. Dialogues in Clinical Neuroscience, 17(3), 327–335. https://doi.org/10.31887/DCNS.2015.17.3/bbandelow
  4. Beck, J. S. (2011). Cognitive behavior therapy: Basics and beyond (2. baskı). Guilford Press.
  5. Carleton, R. N. (2016). Fear of the unknown: One fear to rule them all? Journal of Anxiety Disorders, 41, 5–21. https://doi.org/10.1016/j.janxdis.2016.03.011
  6. Carpenter, J. K., Andrews, L. A., Witcraft, S. M., Powers, M. B., Smits, J. A. J., & Hofmann, S. G. (2018). Cognitive behavioral therapy for anxiety and related disorders: A meta-analysis of randomized placebo-controlled trials. Depression and Anxiety, 35(6), 502–514. https://doi.org/10.1002/da.22728
  7. Craske, M. G., Treanor, M., Conway, C. C., Zbozinek, T., & Vervliet, B. (2014). Maximizing exposure therapy: An inhibitory learning approach. Behaviour Research and Therapy, 58, 10–23. https://doi.org/10.1016/j.brat.2014.04.006
  8. Hayes, S. C., Strosahl, K. D., & Wilson, K. G. (2012). Acceptance and commitment therapy: The process and practice of mindful change (2. baskı). Guilford Press.
  9. Kring, A. M., & Johnson, S. L. (2015). Anormal psikolojisi (M. Şahin, Çev. Ed.). Nobel.

Kaygıyla tek başına uğraşmak zorunda değilsin.

15 dakikalık tanışma görüşmesinde ne yaşadığını dinler, sana uygun olup olmadığımızı birlikte değerlendiririz.